başbaşa kalmak
İnsan bazen bazı şeylerle başbaşa kalır. Düşünceleriyle, hissettikleriyle. Kimi zaman içindekileri kusmak istersin birilerine. İçini dökecek birileri aslında vardır yani bedenen vardır ama ruhen yoktur da. Hissettiklerini en süslü, en can alıcı cümlelerinle anlatırsın ama işte bazen onların umurunda olan tek şey kendi hissettikleridir aslında.
İnsanlar başkalarının hissettiklerine gerçek anlamda önem veremez. Bunu yalanlayacak biri olduğunu düşünmüyorum da. "Ben her ne olursa olsun yanındayım derler ve yer yarılır içine girerler. Size bir söz verirler ve bunun arkasında durmak zor gelir. Böylece sen aradığın desteği kimsede bulamayacağını anlarsın ve kendinle başbaşa kalırsın. Aynayı tutarsın içine, eğer içindekileri göremeyecek kadar karışıksa kafan. Yüzleştiğin gerçeklerle kapana kısılırsın, o boğuştuğun düşünceler seni kovalamaya başlar. Kaçacak yerin var mıdır? İnsan kendinden kaçamaz ki. Sen işte tam da bu anda yalnızlığından, bu başbaşa kalma oyunundan nefret edersin.
Bir omuz istersin, şöyle kafayı koyup ağlamalık, huzura ulaşmalık falan. Ama o omuz da geçicidir, omuzların sahipleri de. Her ne kadar yalnızlığın kötü olduğu söylense de, hatta yalnızlarla garip gözüyle bakılsa da insan kim olduğunu en iyi yalnız kaldığında anlar. Şayet sözünü tutmayanlar gitmeye devam ederse insan yalnız kalmaya mahkumdur.
Zaten başkalarının yanında olması için kim olduğunu görmeyi es geçerse insan, duygulardan nasibini alamamış demektir.
İnsanlar başkalarının hissettiklerine gerçek anlamda önem veremez. Bunu yalanlayacak biri olduğunu düşünmüyorum da. "Ben her ne olursa olsun yanındayım derler ve yer yarılır içine girerler. Size bir söz verirler ve bunun arkasında durmak zor gelir. Böylece sen aradığın desteği kimsede bulamayacağını anlarsın ve kendinle başbaşa kalırsın. Aynayı tutarsın içine, eğer içindekileri göremeyecek kadar karışıksa kafan. Yüzleştiğin gerçeklerle kapana kısılırsın, o boğuştuğun düşünceler seni kovalamaya başlar. Kaçacak yerin var mıdır? İnsan kendinden kaçamaz ki. Sen işte tam da bu anda yalnızlığından, bu başbaşa kalma oyunundan nefret edersin.
Bir omuz istersin, şöyle kafayı koyup ağlamalık, huzura ulaşmalık falan. Ama o omuz da geçicidir, omuzların sahipleri de. Her ne kadar yalnızlığın kötü olduğu söylense de, hatta yalnızlarla garip gözüyle bakılsa da insan kim olduğunu en iyi yalnız kaldığında anlar. Şayet sözünü tutmayanlar gitmeye devam ederse insan yalnız kalmaya mahkumdur.
Zaten başkalarının yanında olması için kim olduğunu görmeyi es geçerse insan, duygulardan nasibini alamamış demektir.
Yorumlar
Yorum Gönder